Hayat ne garip ya, sonra vapurlar falan…

Sadece yolcu değil, hayal de taşıyan gemilerin ortak adıdır vapurlar…Umutlu insan en önde durur vapurda. Varacağı şehre uzaktan bakar. Ayrılık zor gelense kıçta durur, gözleri ayrıldığı şehirdedir.

Zaman durduğun yere göre değişir vapurda. Gelecek zamanla geçmiş zamanın tam ortasında; şimdiki zamandır vapur… Geçmiş zamanda bırakılan acılar, sigara dumanıyla beraber tuzlu rüzgara bırakılmaya çalışılır, gelecek zamana arınmış halde gitmek için.

Belki sigara üstüne sigara yakılmaz şimdiki zaman için ama, en azından iki tane içer herkes. Birisi kıçta, birisi önde. Biri geçmiş zaman, diğeri gelecek zamanın şerefine…

Pencereden bakan bu 3 kardeş ve annelerine rastladım bir seferinde. Suriye’li olduğunu düşündüğüm kardeşler belki de hayatlarında ilk kez vapura bindiklerinden oldukça heyecanlı ve mutlu görünüyorlardı. Küçük olan, gördüğü herşeye (vapurlar, dalgalar, martılar) gözleri açarak gülerek tepki verirken, abisi biraz abilikten olsa gerek; poz verme edalarıyla daha ciddi durmaya gayret ediyor gibiydi. Biri mutlu biri karizmatik iki kardeş, içeride geleceklerinin ne olacağını bileyen anne ile babası ve bir de bebek…Hayat ne garip ya, sonra vapurlar falan…

Hacı Dede taa Van’dan buralara gezmeye gelmiş. Üç tane torunu girmişler koluna İstanbul turu yaptırıyorlar dedelerine. Bakmayın böyle göründüğüne, tam 85 yaşında eski bir kaçakçı Hacı Dede…Halı, un, şeker…Ne lazımsa İran-Türkiye arasında götürmüş, getirmiş. “Ah be oğul, neler gördü bu gözler” diyor. Allah uzun ömürler versin Hacı Dede…

Bazen fotoğraf gelir sizi bulur. Feribot ile Kadıköy’e dönerken yanıma oturup nerdeyse zorla fotoğrafını çekmemi istedi. Sonra oturduğu yerden kalktı, benim duracağım yeri gösterdi, pozunu verdi, bana da sadece deklanşöre basmak kaldı. Çektiğim fotoğrafları gördüğünde attığı kahkahalar ile o an orda olan herkesin yüzünde bıraktığı o tebessüm, umarım tüm hayatı boyunca devam eder.

Ali Rıza Dede…Aslen Rize’li. Bir süre polis olarak görev yapmış ama onun tabiri ile becerememiş. Manavlık, ticaret vs derken tam 79 sene geçirmiş. “Oğul diyor, kadınlara sahip çıkmak lazım” diyor. ” Onlar olmazsa biz olmazdık, Atatürk olmasa hiç birşey olmazdı” Avrupa yakasında çok görmek istediği bir cami varmış, orda namazını kılıp, evine geri dönecekmiş…

20 dakikalığına da olsa yavaşlatmak zamanı…Düşünsene vapurdasın, kim bilir nereden gelip nereye  gidiyorsun? Kafanın içinde kim bilir neler neler var? Hangi acıları yaşadın, belki hangi umutlara bel bağladın…Amann, boşver!! Şimdi vapurdasın…Boğazın üstünde süzülürken açarsın kitabını 20 dakikalığına olsa da yavaşlayabilir ki hayat! Hele ki yanında bir de çay varsa…

Bu güzel kız savaştan kaçıp ülkemize sığınan Suriye’li bir ailenin kızı. O kocaman çakmak çakmak bakan gözlerini görür görmez kilitlemişti beni, olduğum yerde kalakalmıştım resmen…Kim bilir neler gördü, nasıl kocaman açıp hayretle izledi olup bitenleri. Belki korkuyla, belki de şaşırarak…İnsan ne düşüneceğini, ne yapamayacağını bilemez ya bazen. Hem deliler gibi fotoğrafını çekmek isteyip, hem de keşke gücüm olsa da yardım edebilsem dediğim insanlardandır bu kızcağız.

Yaklaşık 3 senedir ileride kullanabilirim umudu ile vapurlarda fotoğraf çekiyorum. Bazen Karaköy, bazen de Eminönü taraflara gitmem gerektiğinde her zaman vapurları kullanıyorum. Bu seyahatlar  çoğaldıkça vapurlarda çektiğim fotoğrafların da çoğaldığını ve genellikle insan odaklı çalıştığımı farkettim. Fotoğraflarını çektiğim insanların hikayelerini de dinlemekten keyif aldığımı farkettikçe, vapurlarda fotoğraf çekme işi de daha çekici olmaya başladı diyebilirim.

Dediğim gibi; fotoğrafların sayısı arttınca, bu konu ile ilgili bir fotoğraf projesi yapayım dedim ve ortaya bu proje çıktı. Proje ne kadar daha sürer bilemiyorum ancak amacım; 20-25 dakika süren bu kısacık zaman yolculuğunda, yolları vapurda kesişen insanlarların hayat hikayelerini dinleyip fotoğraflamak olarak özetlenebilir.

Büyüsü  kaçmasın diye şimdilik sadece birkaç fotoğrafını paylaşıyorum projenin. Proje bittiğinde Allah nasip ederse bir sergi ve bir kitap bastırıp, projeyi kalıcı bir hale getirmek en büyük hayalim. Ha olurda bu hayalim gerçekleşmez ise, online sergi açacarak tüm fotoğrafları buradan yayınlayacağım elbet.

Proje hakkında bana destek olabilecek tüm kişi ve kurumlara şimdiden teşekkür ediyorum.