Anadolu’nun Fotoğraf Haritasını Çıkarmak

Elime fotoğraf makinasını ilk aldığım zamanlarda ki amacım birçok amatör gibi sadece boş zamanlarımda fotoğraf çekerek kafamı rahatlatacak bir hobi sahibi olmaktı. Öncesinde çok iyi bir fotoğraf izleyicisi olsam da, daha önce hiç fotoğraf çekmeyen biri olarak, fotoğrafın sadece fotoğraf çekebilmekten ibaret olmadığını, acemilik zamanlarımda bilmem mümkün değildi elbet…

Gerek Ara Güler etkisi, gerekse hocam Muammer Yanmaz’ın yönlendirmeleri ve kendi merakım doğrultusunda neleri çekmekten hoşlandığımı anlamam çok da zor olmadı aslında. Fotoğraf çekmeye devam ettikçe insan ve hikaye fotoğraflarının beni diğerlerine nazaran daha mutlu ettiğini ve zamanla sadece insan fotoğrafları çektiğimi fark ettim. Manzara, ürün, düğün gibi diğer fotoğrafçılık konularını da zaman zaman çeksem de, ilerleyen zamanlarda insan ve sokak fotoğrafları çekmek ağır bastı diyebilirim.

Tabi insan veya sokak fotoğrafları çekebilmek için çok fazla zaman ve emek harcamak gerekiyor. Kendini tekrar etmeden, yeni yüzler ve konular bulabilmek için saatlerce karşıma nelerin çıkacağını bilmeden yürüdüğümü, çoğu zamanda da elim boş olarak eve döndüğümü sayısız kere tecrübe etme şansım oldu.

O zaman insan menzilini genişletip, daha önce görmediği, gitmediği yerlere giderek farklı kültür ve yaşayış içinde ki insanların fotoğraflarını çekmeyi istiyor. Bu durumda da ya kendiniz münferit olarak 2-3 günlük geziler planlayacaksınız veya sosyal medya ve internet üzerinden fotoğraf gezilerine katılacaksınız. Bu sayede daha önce gitmeyi aklımdan bile geçirmediğim Kayseri, Kula, Gölyazı, Mardin, Gaziantep, Aydın ve daha aklıma gelmeyen birçok farklı bölgeye gidip, yerel halkın yaşamlarını fotoğraflama şansım oldu.

Olay sadece fotoğraf çekebilmek değilmiş…

Fotoğraf bir şekilde yavaş yavaş hayatınıza girmeye başlayınca; aslında olayın sadece fotoğraf çekmek olmadığını, fotoğraf vesilesi ile hayata karşı duruşunuzun ve bakış açınızın da değiştiğini fark etmem, yeni yüzler ve yeni yerler arayışına çıkmam ile başladı…

Sözlerim biraz ağır gelebilir ama; İstanbul’dan uzaklaşıp Anadolu’nun içlerine girdikçe aslında insanlık görmeye başlıyorsunuz. Belki de büyük şehrin karmaşası ve koşturmacası içinde unuttuğumuz veya önemsemediğimiz birçok değerimizi halen Anadolu’da görebilmek mümkün.

İşte fotoğrafın bu noktasında, fotoğraflarını çekip hikayelerini dinlediğiniz o insanlar kalbinize de dokunmaya başlıyor. Bu süreçte daha önce hiç tanımadığınız insanların hayatlarına dokunmaya başlayıp, kısacık bir an bile olsa hayatlarına ortak olmayı başarabiliyorsanız, fotoğraf çekmek gerçekten ikinci planda kalıyor.

Kimlerden neler neler dinlemedik ki…Köyden kente taşınmış çocuklarını özleyen anaların özlemlerini mi anlatsam size veya tarlada susam kurutan küçücük çocukların tatlı tebessümlerini mi söylesem… Dört nala koşan yılkı atlarından mı, yoksa tandırda kendisi için pişirdiği ekmeğin yanına azığını katıp bizi aç bırakmayan ninelerden mi bahsetsem bilemedim…

Daha her hangi bir köy kahvesine gidip hesap ödeyip çıktığımızı hatırlamıyorum. Bursa’nın dağ köylerinin birinde ayağını kıran Mehmet’i ailesi ile birlikte Bursa Devlet Hastanesine götürüp, fotoğraf gezimizin heba olmasına insan nasıl üzülebilir ki. Dükkanının önünden geçtim diye, satın alsam daha azını satın alacakken, avuç avuç çerez ikram eden Mardin’li esnafı, yol göstermek için kilometrelerce yol gelip geri dönen muhtarı nasıl unutabilir ki insan.

Az önce de dediğim gibi; olay sadece fotoğraf çekebilmekten ibaret değilmiş. Olay insanlara dokunabilmek ile, paylaşmak ile, empati kurabilmek ve özünde insan olabilmek ile alakalı imiş…

Bir hayalim var

Belki de duygusal bir yapım olduğundan mıdır bilmiyorum; kendimi o insanlara karşı hep borçlu hissettim. Ne kadar içten ve aynı hoşgörü ile yaklaşsak da, sonuçta kısacık bir süre hayatlarına girip, fotoğraflarını çekip yolumuza devam ediyoruz. Bu nokta da o insanları daha iyi anlatabilmek, belki de gelecek nesillere aslında nasıl içten, samimi ve misafirperver olduğumuzu gösterebilmek için Anadolu’yu köy köy gezip insanının, doğasının, tarihi ve kültürel miraslarının fotoğraf haritasını çıkarmak en büyük hayallerimden biri olmuş durumda.

Bu hayalim için birçok özel ve resmi kuruluş ile iletişime geçtiğim halde, maddi ve manevi destek alabilmem ne yazık ki mümkün olmadı. Ne zaman olur, kendi imkanlarımla mı olur, sponsor mu bulurum bilemiyorum ama arabaya atlayıp aylarca dağ tepe demeden Anadolu’yu gezip fotoğraf çekip, bu projeyi sergi ve kitap haline getirmek en büyük hayalim olmaya devam edecek.

Zaman ayırıp yazıyı buralara kadar okuduysanız ve bana yardımcı olabilecek her hangi bir fikriniz veya öneriniz var ise , ben de bu projeye katılmak istiyorum diyorsanız eğer, lütfen benimle iletişime geçmekten çekinmeyin olur mu? Ayrıca bizleri aşağıdaki sosyal medya hesaplarımız ve internet sitemiz üzerinden de takip edebilirsiniz.

www.gunesindogduguyer.com

   

error: Korunan İçerik!